27 Mayıs 2011 Cuma

DENİZ GEZMİŞ

Deniz Gezmiş, 1947'nin Şubat ayının sonunda Ankara'nın Ayaş ilçesinde doğdu. Babası Erzurum, Ilıca (bugünkü Aziziye) nüfusuna kayıtlı ilköğretim müfettişi Cemil Gezmiş, annesi ise Erzurum'un Tortum ilçesinden ilkokul öğretmeni Mukaddes Gezmiş'tir. Ailenin üç erkek çocuğundan ikincisidir. Ağabeyi Bora Gezmiş, hukuk fakültesinden ayrılıp bankacılık yapmıştır. Hamdi Gezmiş ise, mali müşavirdir.
Gezmiş, ilk ve ortaöğrenimini Sivas'ta, liseyi İstanbul'da okudu. Henüz lise öğrencisiyken sol düşünceyle tanıştı ve kendini dönemin eylemleri içinde buldu.

SEYİD RIZA

Seyit Rıza (Seyid Rıza ya da Pir Sey Rıza) (d. 1863, Lirtik köyü, Ovacık, Tunceli- ö. 18 Kasım 1937, Elazığ), Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk dönemlerinde Dersim İsyanı'nın liderlerinden olduğu ileri sürülerek idam edilen Alevi-Zaza aşiret lideri. Dersimlilerin piri olarak bilinir. 1863'te Dersim'in, Ovacık ilçesine bağlı Lirtik köyünde Şeyh Hesenan (Şixhesenu) aşiretinin Yukarı Abbasan kolundan Seyit İbrahim'in çocuğu olarak doğmuştur.
Dersim 1937 olaylarındaki kanlı çatışmalardan sonra barış görüşmeleri yapmak üzere Erzincan'a çağrılmıştır, ancak bu görüşmeye giderken yolda 5 Eylül 1937'de (72 İsyancı ile birlikte) tutuklanmıştır. 5-13 Eylül 1937'de Elazığ’a (dönemin söylemi ile Elaziz) götürülüp askeri mahkemede yargılanarak, 15 Kasım 1937 tarihinde Elazığ Buğday Meydanı'nda idam edilmiştir.

SEYH SAİT

Şeyh Said ( d. 1866, Hınıs, Erzurum[1] [2] - ö. 29 Haziran 1925[3]), Kürt[1],Zaza.
Şeyh Mahmut'un oğlu olarak annesi Merve Hanım'dan doğmuştur. , Muş, Malazgirt'te eğitimi gördükten sonra babasının Hınıs'a göç etmesiyle oraya yerleşmiştir. Nakşibendi târikatının liderlerinden olup Ermeni Soykırımına karşı çıkan fetvalar vermiştir.[4] I. Dünya Savaşı sırasında Rusya İmparatorluğu'nun Doğu Anadolu'ya ilerlemesinden dolayı Piran'a taşınmak zorunda kalmış ve savaştan sonra Hınıs Kolhisar'a yerleşmiştir.[5] 1925 yılında Şeyh Sait İsyanı'nın elebaşısı olmaktan yargılanmış ve idam edilmiştir.

NAZIM HİKMET

Nâzım Hikmet Ran (d. 20 Kasım 1901[1], nüfusta kaydı 15 Ocak 1902[1][2], Selanik - ö. 3 Haziran 1963, Moskova) Türk şair ve oyun yazarı. Lakabı "Güzel gözlü Şair" veya "Mavi Gözlü Dev"dir. Yasaklı olduğu yıllarda Orhan Selim adını da kullandığı olmuştur. Hatta İt Ürür Kervan Yürür kitabı Orhan Selim imzasıyla çıkmıştır.[3] Türkiye'de serbest nazımın ilk uygulayıcısı ve çağdaş Türk şiirinin önemli isimlerindendir. Uluslararası bir üne ulaşmış ve adı 20. yüzyıl'ın ilk yarısında yaşamış olan dünyanın en büyük şairleri arasında anılmıştır.[4] Eserleri birçok dile çevrilmiştir. Mezarı halen Moskova'da bulunmaktadır. Türkiye Komünist Partisi (TKP) üyesi olup ayrı ayrı toplam 11 davadan yargılanmıştır.
Eserleri birçok ödül almıştır. Türkiye'deki yaşamının çoğunu hapiste geçirmiş daha sonra Moskova'ya gitmiş ve Türk vatandaşlığından çıkarılmıştır.
Nazım Hikmet,1938'de cezaevine girmiş ve şiirleri yasaklanmıştır. Türkiye'de ancak ölümünden iki yıl sonra 1965'te şiirleriyle yeniden önem kazanmıştır.

İBRAHİM KAYPAKKAYA

İbrahim Kaypakkaya (d. 1949 Karakaya, Sungurlu/Çorum - ö. 18 Mayıs 1973 Diyarbakır) Marksist-Leninist komünist önder.Türkiye Komünist Partisi / Marksist-Leninist'in kurucusu. Sosyalist literatürde kimi zaman İbo olarak anılır.
1949 yılında Çorum'un Sungurlu ilçesinin Karakaya Köyü'nde doğdu. İlkokulu bitirdikten sonra Hasanoğlan Öğretmen Okulu'na girdi. Öğretmen Okulunun ardından İstanbul'daki Çapa Yüksek Öğretmen Okulu'na başladı. Aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi - Fizik Bölümü öğrencisi olan Kaypakkaya, sol düşüncelerle burada tanıştı. Mart 1968'de Çapa Fikir Kulübü'nün kurucuları arasında yer aldı. Çapa Fikir Kulübü'nün başkanı olan Kaypakkaya, 6. Filo'ya karşı bildiri yayınladığı gerekçesiyle Kasım 1968'de okuldan atıldı.
FKF ve TİP içinde ortaya çıkan ayrışmada Milli Demokratik Devrim (MDD) tezini savunan kesimde yer aldı. İşçi-Köylü gazetesinin İstanbul'daki bürosunda çalışan Kaypakkaya, Aydınlık ve Türk Solu dergilerine yazılar yazdı. Aydınlık içinde meydana gelen ayrışmada Doğu Perinçek'in başını çektiği PDA kanadında yer aldı. 1972 yılına kadar PDA (TİİKP) saflarında çalıştı ve DABK üyesi olarak görev yaptı. Bu tarihte PDA ile yolları ayrıldı. Doğu Perinçek ve çevresinin revizyonist ve oportünist olduklarını iddia eden Kaypakkaya, ayrılık sonrasında TKP/ML-TİKKO'yu kurdu.
TKP/ML faaliyetlerinin yoğunlaştırıldığı Çemişgezek bölgesinde mücadele ederken, 24 Ocak 1973'de Tunceli / Ovacık ilçesi Vartinik köyü Mirik mezrasında kolluk güçleri tarafından bulunduğu köyün etrafı sarılmış, çatışma sırasında TİKKO'nun ilk komutanlarından Ali Haydar Yıldız yaşamını yitirirken, Kaypakkaya yaralı olarak çatışma alanından uzaklaşmıştır. Beş gün sonra kendisinin saklandığı köydeki bir öğretmenin ihbarıyla yakalanmıştır

MEHMED UZUN

1977 yılından beri İsveç'te yaşayan Uzun, Kurmanci, Türkçe ve İsveççe yazdığı kitapları yirmiye yakın dilde yayınlandı. 1985 yılından bu yana romanlarını kaleme alan Uzun hakkında, Türkiye'de çok sayıda dava açıldı. 1981'de Türk vatandaşlığından atıldı ve 1992 yılına kadar Türkiye'ye gelemedi.[1]
Uzun yıllar İsveç Yazarlar Birliği yönetim kurulu üyeliği yaptı. Ayrıca İsveç Pen Kulübü ve Uluslararası Pen Kulüp'te aktif çalıştı. İsveç ve Dünya Gazeteciler Birliği'nin de üyesi olan Uzun'un bugüne kadar çok sayıda Kürtçe roman yazdı.
Mehmed Uzun, "Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık" romanı ve "Nar Çiçekleri" adlı deneme kitabı ile ilgili olarak 2001 baharında yargılandı.
Uzun süredir yakalandığı mide kanseri nedeniyle tedavi gören ünlü edebiyatçı, 11 Ekim 2007 günü Diyarbakır'da yaşamını yitirdi. 13 Ekim günü Diyarbakır Ulucami'de kılınan cenaze namazı ardından, cami önündeki kalabalığa sırasıyla Yaşar Kemal, Şerafettin Elçi, Ahmet Türk ve Osman Baydemir'in yaptığı konuşmaların ardından Mardinkapı Mezarlığı'na defnedildi.

MAHİR ÇAYAN



Samsun doğumlu olan Mahir Çayan ortaokul ve lise dönemlerini Haydarpaşa Lisesi'nde yani İstanbul'da geçirdi. 1963'te İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu. Ertesi yıl Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde öğrenimine devam etti. Bu dönemde TİP ve FKF'ye (Fikir Kulüpleri Federasyonu) bağlı olan SBF (Siyasal Bilgiler Fakültesi) Fikir Kulübüne girdi. 1965'te bu klübün başkanlığını da üstlendi.
1967'de kısa süreliğine Fransa'ya gitti. Buradaki sosyalist hareketlerin genel seyri ve içinde bulundukları tartışmaları izledi. 1968'deki 6. Filo eylemlerine İzmir'de katıldı ve gözaltına alındı. Bu dönemde Türkiye İşçi Partisi (TİP) içinde başlayan Mihri Belli'nin savunduğu Milli Demokratik Devrim tartışmaların içerisinde ve daha sonra kurulan THKP-C'nin önder kadrosunda bulundu. Bu tartışma sürecinde TİP adına Zonguldak Ereğlisi'nde çalışmalar yürüttü.
Bu geziden sonra ideolojik olarak Milli Demokratik Devrim saflarında yer aldı. TİP ile olan temel ayrılığı devrim sorunu olarak tarifler. Fransa'da bulunduğu süreçte Latin Amerika silahlı (fokoist) mücadelerinden etkilenir. TİP'i bu süreçte yasalcılıkla suçlar, Türkiye'deki devrim sürecinin ancak silahlı bir mücadeleyle ve kendi özgül koşullarının tespit edilmesiyle olabileceğini savunur. Bu görüşe daha yakın olan Türk Solu ve Aydınlık dergilerinde yazılar yazar. Bu dönemde yazdığı önemli yazıları "Revizyonizmin Keskin Kokusu 1", "Revizyonizmin Keskin Kokusu 2" ve "Aren Oportünizminin Niteliği" dir.

YILMAZ GÜNEY

Yılmaz Güney (d. Yılmaz Pütün; 1 Nisan 1937; Yenice, Karataş, Adana; ö. 9 Eylül 1984; Paris, Fransa), Adana'lı Kürt asıllı Türk sinema oyuncusu, yönetmen, senarist ve yazar.[1] Özellikle Çirkin Kral dönemi sonrasında çektiği ve önemli bir sinemacı olarak kabul edilmesini sağlayan Cannes ödüllü Yol, Sürü, Umutsuzlar gibi filmleriyle tanınır.

MİR CELADET ALİ BEDİRXAN

Celadet Ali Bedirhan,1893`te, İstanbul`da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini orada tamamladı. I. Dünya Savaşı sırasında, Osmanlı ordusu saflarında Kafkas Cephesi`nde bulundu. Osmanlı İmparatorluğu`nun dağılmasından sonra Kürt aşiretlerinin birliğini sağlamak için çaba gösterdi. 1922`de kardeşi Kamuran`la birlikte Almanya`ya gitmek durumunda kaldı. Almanyada`da bütün zorluklara karşın öğrenimini sürdüren Bedirhan, 1925`te Kahire`ye geçti, daha sonra da Suriye`ye yerleşti. Suriye´de Haco Ağa ve önde gelen diğer Kürt aydınlarıyla birlikte Hoybun`un kuruluşunda aktif bir rol oynadı. 30`lu yıllarda birlikte Kürtçeyle ilgili çalışmalarını yoğunlaştırdı. "Hawar" ve "Ronahi" adlarıyla iki Kürtçe dergi çıkardı. Hawar`da kısa sürede Latin alfabesine geçildi. 15 Temmuz 1951`de Şam`da öldü.Ölümünden sonra hayattayken yaptığı Kürtçe dil araştırmaları bir araya toplandı.

AHMET KAYA

Ahmet Kaya (d. 28 Ekim, 1957;[1] Malatya, Türkiye; ö. 16 Kasım, 2000; Paris, Fransa) Türkiye'de 1980 ve 1990'larda çıkardığı albümler ve verdiği konserlerle tanınmış, anne tarafından Türk, baba tarafından Kürt kökenli[2] Türk şarkıcı ve besteci.

AHMET KAYA-SEVGİ DUVARI

CAN YÜCELİN SEVGİ DUVARI ŞİİRİNİN AHMET KAYA TARAFINDAN YORUMU

MEHMET ATLI-QEFES

1975 yılında Diyarbakır'da doğan Mehmet Atlı ilk ve ortaöğrenimini Diyarbakır ve Ankara'da tamamladı. Ergani kökenli ve on çocuklu bir ailenin altıncı çocuğudur. Ergani, Diyarbakır ve Elazığ-Maden kültürünün özelliklerini bir arada barındıran ve Kurmanci, Zazaki ve Türkçenin konuşulduğu bir yöredir. Atlı, bu dillerin konuşulduğu bir aile ortamında ve Diyarbakır'ın Bağlar semtinde Çüngüşlü Türkmen, Balkan ya da Kafkas göçmeni Türk; Mardinli, Batmanlı Arap, Zazaca ve Kurmanci konuşan Kürt ailelerle alevi demiryolcu ailelerin bulunduğu çok kültürlü bir mahallede yetişmesini şans olarak değerlendirmektedir.

23 Mayıs 2011 Pazartesi

HAKAN YEŞİLYURT-SEN AŞKSIN

1973 Ankara doğumlu olan Hakan Yeşilyurt aslen Sivas'lıdır. Müzik yaşamına 'Adalılar' grubuyla başladı. Aynı grubun 'Adalılar 2' ve 'Biz Halkız' adlı albümlerinde grubun vokalisti olarak yer aldı. Hakan Yeşilyurt'un ilk solo albümü 'Efteyla' adıyla yayınlandı, daha sonra �Salkım Söğüt 2 albümünde dört adet türkü yorumladı,,2002 de 'Ateş Hırsızı' isimli ikinci solu albüm ve ardından �Seyduna Türküleri albümünde iki adet esiri yorumladı. 2004 'Çökertme' isimli 3. solu albümleri ile dinleyicileriyle buluştu, 4.solu albümü 2007 yılında yayınlanan 'Sen Aşksın' adlı adıyla müzik marketlerdeki yerini aldı.
albümleri

Eftelya [1999]
Ateş Hırsızı [2001]
Çökertme [2004]
Hakan Yeşilyurt -Sen Aşksın(2007)

GRUP MUNZUR-SEYYİD RIZA

Grup Munzur, 1992 yılında, İzmir'de kurulmuş olan bir protest müzik grubudur.
İstanbul Okmeydanı'nda bulunan Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi'nde çalışmalarını sürdürmekteler.
Grup Munzur, 1993'de ilk albümü olan Babanın Türküsü/Onların Kavgası nın ardından, Hep Birlikte, Tutuşturun Geceleri, 2000'de Beklenen Uzak değil, 2003'te Bahara Çağrı, Mayıs 2008'de Kızıl Anka ve yine Mayıs 2010'da Haykırış adlı albümü çıkardı.
Grup Munzur, türkülerini Lazca, Türkçe, Kürtçe (Kirmancki ve Gorani) ve Çerkezce söylemiş, unutulmaya yüz tutmuş pek çok lehçeyi, böylece ayakta tutmaya çalışmıştır. Son albümleri Haykırış'ta ise Yunanca ve Arapça'da bunlara eklenmiştir.
Grup Munzur, ilk konserini Almanya'da, ardından Türkiye'deki ilk konserini Mersin'de vermiştir.

FERHAT TUNÇ-MEMLEKETİM


1979 yılında liseyi bitirerek Almanyaya taşındı. Ardından Mainz Üniversitesi'ne bağlı bir müzik okulunda kısa bir eğitim almış ve Kızılırmak adlı ilk albümünü çıkarmıştır.
Ferhat Tunç, elde ettiği müzik birikimini, 1984'te Türkiye'den Almanya'ya giden müzisyen Orhan Temur'la başladığı çalışmaya aktardı ve ortaya Bu Yürek Bu Sevda Var İken albümü çıkardı. Uzak bir ülkede, Almanya'da olmasına rağmen ülkesinde yaşananlara kayıtsız kalmayan Ferhat Tunç'un bu albümü, "12 Eylül'e itiraz"ın izlerini taşıyordu.
1985'te, 12 Eylül'ün rüzgarlarının henüz sert estiği bir dönemde Türkiye'ye döndü ve yeni bir başlangıç yaparak aynı yıl Vurgunum Hasretine adında Türkiye'deki ilk albümünü çıkardı. Albüm kısa sürede büyük yankı yarattı ve Ferhat Tunç artık Türkiye'de, toplumsal muhalefetin içindeydi. Miting havasında geçen konserler, çok satan albümler ve toplumsal muhalafetin gözdesi olan bir sanatçının ödeyeceği bedel gözaltılar, davalar, mahkemeler ve yıllar süren konser yasakları olacaktı. Bu konuda diyor Ferhat Tunç: Saldırılar arttıkça ben güçleniyordum. Sanatsal üretimimin geliştiğine ve güzelleştiğine şahit oluyordum diyordu.Birçok sefer başı belaya girmiştir.

AYNUR DOĞAN TARA JAFF- XEWN

Aynur Doğan (d. 1975, Çemişgezek/Tunceli - ), Kürt sanatçı.
1975 yılında Tunceli'nin Çemişgezek ilçesinde doğmuştur. Ateş Yanmayınca ve Seyir adlı iki albümden sonra çıkardığı Keçe Kurdân (Kürt Kızı) ve Nûpel (Yeni Sayfa) adlı iki albümle dünyanın çeşitli yerlerinde konserler vermiştir. Ayrıca Folk Roots'a, The Timese ve The London Times gazetesine kapak olmuştur.Birçok Kürtçe şarkı ve eseri mevcuttur.
Yavuz Turgul'un Gönül Yarası ve Fatih Akın'ın İstanbul Hatırası: Köprüyü Geçmek filmlerinde şarkılarıyla yer almıştır. Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü filminin film müzikleri albümünde de bir parça seslendirmiştir. Metin Kemal Kahraman, Orient Expressions, Kardeş Türküler, Ahmet - Mikail Aslan ve daha birçok önemli müzisyenin albümlerinde yer almıştır. Birçok ünlü müzisyenle birlikte dünyanın ve Türkiye'nin çeşitli yerlerinde konserler vermiştir.
Keçe Kurdân albümü hakkında Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi Yedek Hakimliği tarafından “kadınları, dağlara çıkmaya teşvik etmek ve bölücülük yapmak” gerekçesiyle[kaynak belirtilmeli] toplatılma kararı verilip daha sonra bu karar kaldırılmıştır. Şener Şen ile Meltem Cumbulun bulunduğu Gönül Yarası filminde de şarkı söylemiştir.

JAN ARSLAN-EVİNPERWERİM

Jan Arslan (d.Kızıltepe - )Kürt etnik pop-rock müziği sanatçısı.
Mardin’in Kızıltepe ilçesinde dünyaya geldi. İlk, orta ve lise öğrenimini bu ilçede tamamladı. Dicle Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümününden mezun olmuştur. İlk albümü Evinperwer (Aşkperest)'dir. Toplam 12 şarkının bulunduğu albümün tamamı Almanya'nın Hamburg şehrinde kayıt edilmiştir. Ayhan Evci nin bestelediği Jin(Yaşam) şarkısı dışında diğer 11 şarkı Jan Arslan tarafından bestelenmiştir. Aynı şarkının Türkçe versiyonu Söyle ise, geçtiğimiz yıl Almanya da gösterime giren Evet-Ich Will adlı sinema filminde, ayrıca filmin soundtracki'inde kullanılmıştır.
Tüm prodüksiyonu Ayhan Evci tarafından gerçekleştirilen albümde Tobi Hang, Gilberto Torres, Olaf Gödecke, Martin Drees, Chris Harms, Tobias Heinshon gibi değerli müzisyenlerde önemli katkılarda bulundu. Aynı zamanda Rumen asıllı Alman şarkıcı Maria ile Kengi adlı sarkıda düet yapıldı.

GRUP YORUM-REBER

Grup Yorum, Türkiye çıkışlı Protest, Özgün ve Folk-rock gibi müziğin çeşitli dallarında eserler üreten politik müzik grubudur. 1985'ten günümüze siyasi görüşlerini müzikleriyle topluma duyurmaya çalışmıştır. Bu yönüyle gruba günümüze 400'ün üzerinde dava açılmıştır 15 üyesi tutuklanıp hapis yatmış ve 2 milyondan fazla albüm satışı yapmıştır

FARİD FARJAD-GOLHA

Farid Farjad (Farsça: فرید فرجاد), Fars asıllı[1][2] ABD vatandaşı[3] keman virtüözü. "Kemanı ağlatan adam" olarak bilinir[4][5] ve dünyanın en iyi keman virtüözlerinden birisi olarak kabul edilir.[6][7]
8 yaşından beri keman çalan[8] İranlı[3] bir müzisyen olan Farjad, 1938 yılında Tahran’da doğmuştur. 1966 yılında, Tahran Müzik Konservatuarı'nda klasik müzik üzerine master yapmış, bundan sonraki adımında Tahran Senfoni Orkestrası'nda önemli görevler üstlenmiştir.[9] Fars Halk Müziği birikimine sahip olan Farjad, keman ile Klasik Batı müziği üzerinde de çalışmalarda bulunmuştur. Bu çalışmaları Fars müziğinin gelişmesinde önemli bir yer tutmuştur.[10]
Farjad, Pehlevi Hanedanı döneminde doğmuş fakat 1979 yılındaki İran İslam Devrimi öncesinde ülkesinden ayrılarak Kaliforniya'ya yerleşmiştir.[3] Bu yıldan itibaren ABD vatandaşlığına geçmiş ve yaşamını ABD'de sürdürmüştür. Fakat kendisini ABDli değil, İranlı[3] ve Fars[1] olarak nitelendirmektedir. Devrimden sonra İran'da müziğin "haram" ilân edilmesi ve yasaklanmasından sonra Farjad'ın ve birçok Fars müzisyenin ülkeye girmesi yasaklanmıştır.[11] Sanatçı yıllardır Los Angeles'ta[12] yaşamaktadır.
Farjad’ın, yalnızca piyano ve keman kullanarak oluşturduğu Anroozha (O Günler) isminde[13] beş albümden oluşan bir albüm serisi bulunmaktadır.[14][15] Ayrıca Golha Orkestrası adlı kolektif iki albüm de sanatçının eserleri arasındadır. Bu albümlerde Farjad, kendi deyimiyle doğadaki hüznü notalara dökmüştür.[2] Albümlerinin bu yönde oluşmasının sebeplerinden birisi olarak devrimden sonra ülkesinden uzaklaşması ve ülkesinden uzakta yaşamak zorunda kalmasını göstermiştir.[12]
Anroozha serisinin ilk dördünde Farjad'a Abdi Yamini, beşinci albümde ise eşi Mitra Tavakkoli Farjad piyano ile eşlik etmiştir.[10]

EDİP AKBAYRAM-ŞU SİVASIN ELİNDE

Sivas Katliamı ya da Madımak Olayı, 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından organize edilmiş olan Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli'nin yakılması ve 33 yazar, ozan, düşünür ile 2 otel çalışanının yanarak ya da dumandan boğularak hayatlarını kaybetmesi ile sonuçlanan olaylardır. [1]
Pir Sultan Abdal Şenlikleri kapsamında, aralarında Aziz Nesin'in de bulunduğu pek çok sanatçı ve fikir insanı dönemin Sivas valisi Ahmet Karabilgin'in özel davetlisi olarak bu kente geldi. Kültür Merkezi içindeki karşıt grupla çıkan taşlı sopalı çatışma, polis tarafından fazla büyümeden, zor kullanılarak önlendi. [2]
Binlerce kişiden oluşan karşıt grup, Kültür Merkezi’nden yeniden Hükümet Meydanı’na geldi. Hükümet Konağı’nı taşlamaya ve slogan atmaya başlayan grup ardından Madımak Oteli civarına ulaşarak, slogan atmaya devam etti. Grup önce Madımak Oteli önündeki araçları ateşe verdi ve oteli taşladı. Madımak oteli tutuşturulan perdeler ve alt katta bulunan eşyalarla birlikte yakıldı. Otele sığınmış olan kişilerden, aralarında Asım Bezirci [3], Nesimi Çimen [4],Muhlis Akarsu [5], Metin Altıok [6] ve Hasret Gültekin'in de bulunduğu 35 kişi yanarak veya dumandan boğularak yaşamını yitirdi. Aralarında Aziz Nesin'in de bulunduğu 51 kişi de olaylardan kendi olanaklarıyla, ağır yaralarla kurtuldu. İtfaiye merdiveniyle kurtarılmaya çalışılan Aziz Nesin, merdiven trabzasındaki görevli tarafından darp edilip, merdivenden itfaiye aracı etrafında toplanan azgın kalabalığa doğru itildi.[7] Başından yaralanan Aziz Nesin'i linç girişiminden araya giren polisler kurtardı. Yaralılar, polis arabalarıyla Tıp Fakültesi Hastanesi`ne götürüldü.
Olaylar sonucunda 33 konuk, 2 otel görevlisi yaşamını yitirdi. Akşam saatlerinde valilikçe ilan edilen ”2 günlük sokağa çıkma yasağı” ile birlikte, güvenlik güçleri şehirde tam bir hakimiyet sağlayabildi.